Erzurum: Türk yapımı hayatta kalma oyunu

Erzurum’da yaşamak ne kadar zor olabilir ? Bunu sadece Erzurum’da yaşayan bilebilir. Birde Türk yapımı Erzurum hayatta kalma oyununu oynayanlar bilebilir. Evet, gerçekten Erzurum isimli hayatta kalma oyunu Türk geliştiriciler Proximity Games tarafından geliştirildi. Ne büyük şanstır oyunun tüm olayı Erzurum’da geçiyor.

 

Erzurum Erzurum olalı böyle bir şey görmedi !

Türkçe’de “soğuk” kelimesinin eş anlamlısı “Erzurum” demektir. Bu kutsal bilgi hiç bir yerde yazmaz ama Erzurum’a gidenler, orada yaşayanlar bu çıplak gerçeği iyi bilirler. Erzurum hayatta kalma oyunu da bu gerçeğin üzerine kurulmuş. Tabi oyun her ne kadar The Long Dark oyununa benzetilse de güzel bir iş çıkarılmış.

Oyun Unreal Engine 4 motoruyla geliştirilmiş. Bu sayede ekran başında Erzurum’un soğuğu iliklerimize kadar işlenmeye çalışılmış.

Erzurum Erzurum olalı böyle bir şey görmedi !

Oyun içerisinde temel hayatta kalma koşullarını uyguluyoruz. Avcılık yaparak yiyecek ihtiyacını karşılama, eşya toplayarak ihtiyaçları karşılama, parkur mekanikleri sayesinde geniş hareket kabiliyetleri sergileme oyun içerisinde var olan temel unsurlardır.

Geliştirici ekip Unreal Engine 4 ile harikalar yapamayacaktır. Ancak bu zaman kadar oyun piyasasında çıkış tarihi verilen Türk oyunlarının sayısı pekte fazla değildir. Erzurum oyunuysa çıkış tarihi verilen oyunlardan biri olmuştur. Peki bu neyi ifade ediyor ? Türklerinde yavaş yavaş oyun piyasasını okuyabildiğini ve uyum sağlayabildiğini gösteriyor.

 

Minimum sistem gereksinimleri:

  • İşlemci: İntel Core i7 – 4770K / AMD Ryzen 5 1500X
  • Bellek: 8 GB
  • Ekran kartı: Nvidia GeForce GTX 1060 / AMD Radeon RX 580
  • Depolama: 6 GB

Önerilen sistem gereksinimleri:

  • İşlemci: İntel Core i5 – 2500K / AMD FX 6300
  • Bellek: 4 GB
  • Ekran kartı: Nvidia GeForce GTX 780 / AMD Radeon R9 290
  • Depolama: 6 GB

 

Erzurum oyunu Steam’da

Erzurum, Türkiye’nin en soğuk şehirlerinden biridir. Taylan için, kışın ortasında ve yaya olarak Erzurum’un ıssız bölgelerinde seyahat etmek çok saçma bir fikirdi. Taylan’ın henüz farkına varmadığı şey ise, girmek üzere olduğu bölgenin bir göktaşı düşmesinden etkilenmiş olduğudur. Sanki içinde bulunduğu zorlu şartlar yetmiyormuş gibi, şimdi Taylan’ı daha büyük dertler bekliyor.
Erzurum oyunu Steam'da
Erzurum; dondurucu soğuklara, vahşi doğaya, açlığa ve susuzluğa karşı mücadele ettiğin bir hayatta kalma oyunudur. Bu zorlu şartlarla mücadele edebilmek için odun veya kömür toplayıp ateş yakmalı ve kendinizi ısıtmalısınız, uyumak için yatak bulmalısınız, yemek, silah, tıbbi ürünler, yararlı araç gereçler…Kısacası sizi hayatta tutmak için ne gerekiyorsa onu bulmalısınız.

 

OYUN MODLARI

  • HİKAYE : Kahramanın oyun boyunca karşılaştığı olayları ve hikayenin sonunu keşfetmek için Hikaye modunu oynayın.
  • SERBEST MOD : Eğer hikaye moduyla aynı mekaniklere sahip sonsuz bir oyun modu istiyorsanız, Serbest mod tam size göre. Eğer oyuncu ölürse, en son kayıttan devam edebilir. Tam anlamıyla sonsuz bir oyun modudur.
  • MEYDAN OKUMALAR : Bu bölüm, daha zor bir oyun deneyimi isteyen tecrübeli oyuncular içindir. Çeşitli türde meydan okumalardan birini seçerek kendinizi deneyebilirsiniz. Bu türlerden bazıları bitmeyen fırtına, daha soğuk hava, zamanlı görevler, daha fazla yırtıcı hayvan vb.

 

BÜYÜK AÇIK DÜNYA

9 kilometrekarelik alanıyla, oyun dünyası size çok sayıda keşfedilecek alan sunuyor. 30’dan fazla bölge keşfedilmeyi bekliyor.

 

DİNAMİK HAVA, SICAKLIK VE ZAMAN

Hava, sıcaklık ve zaman birbirleriyle bağlantılıdır. Güneşli yada bulutlu gün, dondurucu gece, sabah ayazı gibi gerçekçi doğa olayları dinamik olarak oluşur. Ayrıca hafif kar yağışı, yoğun kar yağışı, kar fırtınası, sisli hava gibi hava olayları da rastgele oluşur.

 

KENDİNİ SICAK TUT

Odun yada kömür toplayıp sobada ateş yak. Arkana yaslanıp sıcak çayını yudumlarken pencereden bembeyaz karın yağışını izle.

 

BİRİNCİ ŞAHIS VE ÜÇÜNCÜ ŞAHIS

Oyun içinde değiştirilebilen iki kamera açısı : Birinci şahıs ve üçüncü şahıs.

 

ORTAMLARI YAĞMALA

Dünyayı keşfet ve hayatta kalmana yardımcı olması için yemek, yakıt, cephane, giysi, tıbbi ürün, araç gereç ve zanaat malzemeleri topla.

 

ZANAAT VE YEMEK TARİFLERİ

Basit aletler, gelişmiş aletler, elektronik aletler, cephane ve daha fazlasını yapmak için malzeme topla. Kebap, tarhana çorbası, Türk kahvesi, ekmek gibi lezzetli yiyecekleri pişirmek için gıda malzemeleri topla.

 

SİLAHLAR

Kendini kana susamış yırtıcı hayvanlardan korumak için tabanca, tüfek gibi silahlar bul.

 

AVLA YADA AVLAN

Yemek için geyik, tavşan avla. Ayılara, kurtlara ve yaban domuzlarına av olmaktan kaçın.

The Long Dark

The Long Dark inceleme: Hayatta kalmak ne kadar zor olabilir ki ?

The Long Dark, Hinterland Studio tarafından üretilmiş hayatta kalma konseptli bir video oyunu. Oyunun Eylül 2014’te yayınlanmasından bu yana altı yıl geçti. Oyun her sene daha fazla gelişmeye ve takipçilerini heyecanlandırmaya devam ediyor. Birinci şahıs bir hayatta kalma oyunu olan bu oyunun geçtiğimiz yıllarda hikâye modu da çıktı ve şu ana kadar üç sezon yayınlandı. Oyunda temel olarak iki mod olduğunu söyleyebiliriz. Hikaye modu yayınlanmadan önce oynayanlardan biri olarak, hikaye modunun çıkacağı haberini aldığımızda birkaç gün kutlama yapmıştık. Oyunun esas meselesi olan hayatta kalma ise oyunun bir diğer modu.

The Long Dark’ın Türkçe meali ne diye sorarsanız, doğrudan bir çeviri yapılarak ‘’Uzun Karanlık’’ denilebilir. Fakat böyle bir çeviri oyunu tam olarak açıklayamıyor ve pek etkileyici değil derseniz de ‘’Dipsiz Karanlık’’, ‘’Sonsuz Karanlık’’ veya 16. Yüzyılda yaşıyorsanız ‘’Namütenahi Akise’’ gibi önerilerim de var.

 

Hayatta Kalma Modu

Spoiler vermemeye çalışarak oyunun hikayesine detay vermeden bir bakalım. Küresel bir felaket anında, bir gece vakti, Kanada semalarında uçmakta olan Will Mackenzie’nin yanında eski karısı Dr. Astrid Greenwood da vardır. Gece vakti bu iki eski ahbabın bir uçakta buluşturan neydi diye hiç sormayın. Felaket anında elektrikle çalışan tüm elektronik aletler çalışamaz duruma gelir. Hal böyle olunca Mackenzie’nin kullandığı uçak kontrolden çıkar ve bir dağın tepesine çarpıp ikiye bölünür.

The Long Dark

Hayatta kalma modunu oynarken hikaye sizi pek ilgilendirmiyor denilebilir. Fakat hayatta kalma modunda takip ettiğiniz bir hikaye olmasa da yaşadığınız maceralarla adeta kendi hikayenizi yazar gibi oluyorsunuz. Oyunun o karanlık ve melankolik yapısının, yanına müzikler de eklenince dünyada tek başınıza kalmış gibi hissediyorsunuz. Varoluşsal bazı düşüncelere dalıp gitmeniz içten bile değil. Kurtların saldırısından kurtulup bir dağın tepesinde elinizdeki son kibritle ateşi yaktığınızı ve elinizde domates çorbasıyla kuzey ışıklarını seyrettiğinizi düşünün. Her an ölme ihtimaliniz, havanın soğukluğuna rağmen çıtır çıtır yanan ateşinizin verdiği güven, çorbanızın lezzeti, kurtların uluması ve manzaranın güzelliği… İnsanı karmakarışık duygulara sürükleyen bu oyun, hikaye moduyla birlikte gelen karakterlerle ve yan hikayelerle insanı çok daha başka duygulara sürüklemeye aday.

 

[ Bu tarz oyunları seviyorsanız The Forest oyunu da ilginizi çekebilir. The Forest oyununa göz atmak için buraya tıklayın. ]

 

Hikaye Modu

Toplamda üç sezon yayınlanan bölümlerin devamı, oyunun takipçileri tarafından heyecanla beklenmekte. Takipçilerini bekletmesiyle ünlenmeye başlayan The Long Dark, her ne kadar bu bekletmelerle sempatizanlarını üzse de nitelikli bir oyun üretmek adına takipçilerini bekletmeyi göze alıyor.

Beş sezon olarak tasarlanan hikaye modundan üç sezon yayınlandı. İlk iki sezonu uçak pilotu Will Mackenzie’nin gözünden oynuyorsunuz. İkinci sezonun sonunda hikaye sizi öyle bir yere sürüklüyor ki, kaldığınız noktada bir şey yapamaz oluyorsunuz. Bu noktadan sonra artık ne olabilir derken üçün sezonun, Mackenzie’nin eski karısı Dr. Astrid’in gözünden oynanacağını öğrenince insanı yeni bir merak sarıyor.

The Long Dark

Hikayenin başına dönelim. Küçük bir kargo uçağı olan Mackenzie fırtınalı bir günde, içinde uçağının da olduğu hangar benzeri bir yerde oturmaktadır. Dr. Astrid Greenwood’un elinde bir çantayla gelmesiyle olaylar gelişmeye başlar. Astrid eski kocasından, kendisini elinde o esrarengiz çantayla acilen Kanada’nın kuzeyinde yer alan bir bölgeye götürmesini ister. Mevcut hava durumu göz önüne alındığında oldukça tehlikeli bir şey istediğini anlarız. Elindeki çantada ne olduğunu ve neden oraya gitmek istediği bir türlü açıklamayan Astrid, Mackenzie’den kendisine güvenmesini ister.

Eski aşıkların arasındaki çıkan kıvılcımlar, oyunu oynayan bizler tarafından hissedilir bir hale bürünür. En son uçak düşmeden hemen önce konuşmaları gittikçe derinlik kazanamaya başlar ve ikisi de birbirlerinin parmaklarında, hala çıkarmadıkları evlilik yüzüklerini görür. Eski aşıkların içindeki kor yeniden mi alevleniyor derken uçak düşer. Hikaye modunu oynarken yarım kalmış bir hikayeyi tamamlama isteği de duymanız muhtemel. Zaten film gibi olan bu oyunun film uyarlamasının yapıldığına dair haberler, oyunun takipçilerinde yeni bir heyecan yaratacağı kesin.

Hikaye modu boyunca karşınıza çıkan kısa hikayelerle, derinlikli karakterlerle sizleri maceradan maceraya sürükleyecek bir oyun. Tüm bunları yaparken hayatta kalmak için neler yapabileceğinizi kendinize sorup duracağınız ve yalnızlıklarla dolu bir oyun. Aynı zamanda oyunun tanıtımı için Hinterland Studio’nun Youtube kanalına yüklediği kısa film tadında bir video olan ‘’ELEGY’’ de izlemeye değer. The Long Dark üreticileri önümüzdeki yıllarda bizleri daha çok heyecanlandıracak gibi.

 

The Long Dark oynanış videosu

Oyunun nasıl bir şey olduğunu merak ediyorsanız daha fazla bilgi almak için ünlü Twitch yayıncısı Pinti Panda‘nın oynanış videosunu izleyebilirsiniz.

 

Oyunun Steam sayfasına gitmek için buraya tıklayın

 

In Silence

In Silence inceleme: Gerçekten korkudan ödünüzü patlatabilecek bir oyun

Korku oyunu oynamayı seviyor musunuz ? Tek başınıza yada arkadaşlarınızla beraber oyun oynarken bir yandan eğlendiren bir yandan da korkutan bir oyun mu arıyorsunuz ? Steam platformunda erken erişimde olmasına rağmen olay yaratan ve gerçekten de korkudan öd patlatan In Silence oyununa bir fırsat verin.

Zifir siyahında karanlık bir ortamdasınız. Uçsuz bucaksız ormanın içinde kaybolmuşsunuz. Buradan kurtulmak için yapmanız gereken tek şey ormanın içerisindeki arabayı çalıştırmak. Ancak arabanın birkaç parçası eksik. Bu parçaları etrafta bulup arabayı çalıştırmanız ve buradan defolup gitmeniz gerekiyor. Ne kadar kolay değil mi ? Kolay değil işte…

Çünkü ormanda sizin dışınızda biri daha var. Son derece çirkin ve yırtıcı olan bu yaratıkla her an her yerde karşılaşabilirsiniz. Ancak avantajda olduğunuz bir ayrıcalığa sahipsiniz. Gece vakti ormanda insanların görüş alanı her ne kadar kısıtlı ve kötüde olsa yine de bir görüş alanınız var. Aynı zamanda korku oyunlarının olmazsa olmazı el fenerinizde var. Ancak yaratığın görüş alanı insanlarınki kadar iyi değil. Yaratık için neredeyse kör diyebiliriz. Ancak tamamen kör olmadığını unutmayın.

Son derece kısıtlı bir görüş alanına sahip olan yaratık sese karşı muazzam duyarlılığa sahip. Oyunun isminde de belli olacağı gibi insanların ses çıkarması yaratığı kışkırtıyor, vahşileştiriyor. Ses çıkarttığınız zaman yaratık sizin konumunuzu tespit edebiliyor. Aynı zamanda görüş alanı artıyor. Bu yüzden oyun boyunca tamamen sessiz olmanız lazım. Böylece yaratık sizin yerinizi tespit edemez ve etkili bir görüş alanına sahip olamaz.

Bu yüzden oyun boyunca sessiz bir şekilde arabanın eksik olan parçalarını aramanız gerekiyor. Her ne kadar siz, sessiz olsanız da yürürken üstüne bastığınız çalı çırpılara da dikkat etmeniz lazım. Bazen yürürken ağaçlar üzerindeki kargalar uçuşabiliyor ve bu da sizi zor duruma sokabiliyor.

[ Gizliliğin ön planda olduğu korku oyunlarını seviyor musunuz ? Escape the Ayuwoki sevdiğiniz türden bir oyun olabilir. Oyun hakkında bilgi almak için buraya tıklayın.]

 

In Silence oynanış

Eğer olurda yaratık sizin yakınınıza gelirse sağ yada sol yöne doğru taş fırlatabilir ve yaratığın sese karşı duyarlılığını yine yaratığa karşı kullanarak onu aldatabilirsiniz. Aynı zamanda sizi elinize geçirirse kurtulmak için yapabileceğiniz tek şey flaş bombasını patlatmaktır. Yaratık sizi ele geçirdiğinde kafanızı kopartmadan önce envanterinizdeki flaş bombasını patlatın. Bu onu kısa süreliğine kör edip sersemleştirir. Aynı zamanda patlamadan sonra ekranda gözüken zaman çizelgesi boyunca yaratığın sese karşı olan duyarlılığı yitirilir. Bu süre boyunca kaçabilir ve kendinizi garantiye alabilirsiniz. Dikkat etmeniz gereken şeyse envanterinizde sadece bir adet flaş bombasının var olması ve bombanın oldukça kısa süreliğine etkili olmasıdır.

Oyunun mantığıysa son derece basit. İnsansanız ya yaratıktan kaçacaksınız, arabayı tamir edip paçayı kurtaracaksınız yada onu avlayacaksınız. Ancak onu avlamak hiçte kolay değil. Eğer olurda yaratık siz olursanız oyundaki tüm insanların kafasını kopartacaksınız.

Örneğin yaratığın avlandığı oynanış videosunu aşağıdan izleyebilirsiniz. İşte yabancı bir Youtube kullanıcısından oynanış videosu;

Gördüğünüz gibi onu avlamak biraz cesaret ve risk istiyor. Dilerseniz avcılık dışında normal oynanış videosunu aşağıdan izleyebilirsiniz. Bu seferki video yabancılardan değil. Son derece efendi ve küfürsüz bir şekilde Twich yayını yapan WtcN‘den.

https://youtu.be/wn4cG__QlGI

 

In Silence sistem gereksinimleri

In Silence oyunun sistem gereksinimleri öyle abartılı değil. Ancak oyunun grafikleri ve atmosferi gerçekten çok iyi ve başarılı.

 

Minumum sistem gereksinimleri:

 

  • İşletim sistemi: Windows 10
  • İşlemci: İntel i5 / yeni nesil i3 (yada eşdeğeri)
  • Bellek: 4 GB
  • Ekran kartı: 2 GB ayrılmış video belleği
  • Depolama: 4 GB

Önerilen sistem gereksinimleri:

  • İşletim sistemi: Windows 10
  • İşlemci: İntel i7 (yada eşdeğeri)
  • Bellek: 8 GB
  • Ekran kartı: 4 GB ayrılmış video belleği
  • Depolama: 4 GB

 

Bilinmesi gereken püf noktalar

  • Gök gürültüsünden sonra başlayan sağanak yağmur sonucunda çok fazla ses çıkar. Bu yüzden yaratığın görüş alanı artar.
  • Korkuluk, televizyon yada kamuflajla yaratığı aldatabilirsiniz.
  • Yaratık son derece atik ve hızlıdır. Aynı zamanda hızlı koşup atılma, çığlık atıp görüş alanını arttırma gibi yetenekleri vardır. Bu yetenekleri doğru zamanlarda kullanırsanız kolaylıkla avlanabilirsiniz.
  • Öldürüldükten sonra fare olarak tekrar oyuna başlarsınız. Fareyken insanların bulunduğu konumdan uzak olacak şekilde ses çıkartarak yaratığı aldatabilirsiniz. Yada tam tersini yaparak arkadaşlarınızı ispiyonlayabilirsiniz.

Oyunun şuan ki fiyatı 18.50 TL’dir. Dilerseniz buraya tıklayarak güncel fiyatı öğrenebilir yada satın alabilirsiniz.

 

Among Us

Among Us inceleme: Can dostuna bile güvenme !

Twitch platformu başta olmak üzere oldukça popüler olan Among Us oyunu nedir ? Bu oyunun amacı nedir ?

Gelişen teknolojiyle birlikte oyun dünyasında çok önemli gelişmeler yaşandı. Özellikle oyunlardaki var olan grafikler ve oyun atmosferi muhteşem bir gelişme yolunda ilerledi. İlerlemeye de devam ediyor. Örneğin 2007 yıllarında çokça oynanan Call of Duty 4 oyununun grafikleri o zamanlar için muazzam kabul edilirken günümüzde çok daha ileriye gidilmiş ve neredeyse gerçekle bire bir eş değer grafikler elde edilmiştir.

Teknoloji gelişti gelişmesine ama değişen bazı şeyler oldu. Oyuncular… Oyuncuların istekleri ve beklentileri değişti. Grafikler her ne kadar muazzam olsa da artık insanlar gerçekten eğlenebileceği, arkadaşlarıyla hoş vakitler geçirebileceği oyunlara yöneliyorlar. Özellikle çevrim içi oyunlarda rekabete dayalı sistemler oyuncuların canını sıkmış durumda. Haklılarda. Kim eğlenmek varken rekabet sistemi içerisinde strese girsin ki ?

Among Us

Oyuncular artık grafikten çok oyunun içeriğine ve eğlenceli oluşuna bakıyorlar. Mincraft oyunu bunu tek başına kanıtlamıştı zaten. Minecraft’da grafiğin “g” hanesi bile yoktu. Ama eğlenceliydi ve oldukça yaratıcı bir oyundu. Şimdilerdeyse Among Us adında bir oyun almış başını gidiyor. Seveni çok, eğlencesi bol.

[ Bu tarz jelibomsu grafiklere sahip oyunları seviyor musun ? O zaman Fall Guys‘da ilgini çekebilir. ]

 

Nedir bu Among Us ?

Vampir köylüyü bilir misiniz ? Hani şu kartlarla oynanan ama kart oyunu olmayan, diyalog üzerine kurulu olan oyun. Among Us’da aslında bir çeşit vampir köylü oyunudur diyebiliriz. En az 4, en fazla 10 kişiyle beraber arkadaşlarınızla bir lobiye giriyorsunuz. Dilerseniz tanımadığınız diğer oyuncularla da oyuna girebiliyorsunuz. He bir de ister bilgisayardan isterseniz mobil platformdan bu oyunu oynayabiliyorsunuz.

Oyuna giriş yaptıktan sonra diğer oyuncularla aynı noktada oyuna başlıyorsunuz. Ancak oyuncular arasında bir yada birden fazla kişi katil oluyor. Katiller diğer sıradan oyuncuları tenha yerde sıkıştırıp öldürüyorlar. Diğer oyuncularsa (katil olmayanlarsa) katil olanları tespit etmeyi sağlıyor. Oyun içerisinde katillere “imposter” deniyor. Diğer oyuncularaysa “crewmate” deniliyor.Among Us

Katillerin sayısı masum oyunculardan her zaman çok daha az oluyor. Hem katiller hem masumlar her oyunda farklı haritalarda ancak aynı konumda oyuna başlıyorlar. Her bir haritanın farklı farklı odaları var. Katil, masum bir oyuncuyu tenha bir yerde gördüğünde öldürüyor. Aynı zamanda odalardaki elektrikleri, oksijeni kesebiliyor. Masum oyuncularda bu kesintileri hemen düzeltmek için görev başına geçiyorlar. Aynı zamanda masum oyuncular kameralarla odaları izleyebiliyor. Yani oyun, düz bir mantık üzerine kurulu değil.

Katilseniz çok dikkatli olmanız lazım. Birini tenha yerde öldürseniz de kameralarla izlenmemek için elektriği kesmiş olmanız gerekiyor. Aynı zamanda katiller havalandırma boşluklarını kullanarak odadan odaya hızlı bir geçiş yapabiliyor. Yani sizin anlayacağınız oyunda hızlıca konum değiştirmek için portallarda bulunuyor.

Yine de bu alanları çok dikkatli kullanmanız gerekiyor. Çünkü bu alanlardan sadece katiller geçebiliyor. Herhangi bir odanın içerisinde belirirseniz ve bunu diğerleri görürse katil olduğunuz anında belli olur.

Peki ya masumlar katilleri nasıl tespit edip saf dışı bırakabiliyor ?

Masum bir oyuncu, diğer tüm oyuncuları analiz ediyor. Yerde bir ceset gördüğü zaman raporlama ekranını açıyor ve tüm oyuncular orada bir toplantı yapıyor. Bu toplantı sesli yada yazılı olabiliyor. Masumlar katilleri bulmaya çalışıyorken katiller kendini gizlemeye ve diğer tüm oyuncuların şüphesini üzerine çekmemeye çalışıyor. Aynı zamanda masum oyunculara iftira atarak onları saf dışı bırakmaya çalışıyor. Yani sizin anlayacağınız masumsanız ve oyunu kazanmak istiyorsanız diğer oyunculara çok dikkat etmeniz gerekiyor. Arkadaşınızın masum olduğunu düşünseniz de o bir katil olabilir.

 

Among Us oynanış

Oynanışı anlatmaktan çok göstermek daha iyidir. Alın size oynanış videosu…

 

Among Us oyununu nasıl yükleyebilirim ?

Among Us

Among Us oyununu Steam platformundan sadece 10 TL ücret ödeyerek yükleyebilirsiniz. Yada mobil platformdan küçük bir ücret karşılığında cihazınıza yükleyebilirsiniz. Tabi ücretler ilerleyen zamanlarda değişebilir. Bu konu hakkında net ve sabit bir bilgi veremeyiz.

 

Sistem gereksinimleri

  • Eğer bilgisayarın olurda bu oyunun gereksinimlerini karşılamazsa kendine bir iyilik yap ve o bilgisayarı çöpe at olur mu ?

Steam platformundan Among Us sayfasına git

Escape The Ayuwoki inceleme

Escape The Ayuwoki inceleme: Dikkat Michael Jackson çıkabilir !

Bugün sizlere Steam platformunda satılan Escape The Ayuwoki oyununun tanıtımını yapacağız. Yani Escape The Ayuwoki inceleme yayını sizlere sunacağız. Gizliliğin ve gizemin ham madde olarak kullanıldığı bu oyun çığlık atmanıza sebep olabilir.

Bilinciniz kaybolmuş ve en son nerede olduğunuzu ne yaptığınızı hatırlamıyorsunuz. Uyandığınızda ise garip bir odanın içerisinde kendinizi yapayalnız buluyorsunuz. Odadan çıkıp koridora ulaştığınızda bir şeylerin ters gittiğini ve tehlikeli bir yerde olduğunuzu çok geçmeden anlıyorsunuz. Escape The Ayuwoki oyunu, içerisindeki gizemli hikayesi sebebiyle diğer saklanmalı ve bir şeyden kaçmalı korku oyunlarından ayrılıyor.

Oyun içerisinde az önce de belirttiğimiz gibi tuhaf bir odanın içerisinde uyanıyorsunuz. Elinizde sadece bir el feneri var ve bu fenerin şarj sistemi son derece gıcık. Bulunduğunuz yerin içerisinde kısa bir süre tur yapabiliyorsunuz. Geleniniz gideniniz olmuyor. Bu tur sayesinde konağın içerisinde olduğunuzu ve konağın son derece karışık bir yer olduğunu anlıyorsunuz. Haliyle buradan çıkmanın kolay olmadığını ve çıkmak için size bir anahtarın lazım olduğunu da fark ediyorsunuz.

[ Gizliliğin önemli olduğu, gizemli hikayesi olan korku ve hayatta kalma oyunlarını seviyor musunuz ? O zaman The Forest oyununu da duymuşsunuzdur ? Duymadıysanız buraya tıklayın. ]

 

Oyunda Michael Jackson var

Aynı zamanda konağın içerisinde bazı odalardan yardım sesleri geliyor ancak bu seslerin geldiği odalara giriş yapamıyorsunuz. Bir süre sonra Ayuwoki isimli kahramanımızla tanışıyorsunuz. Daha doğrusu konağın içerisinde bir yerlerde karşılaşıyorsunuz. Ayuwoki‘nin size yaklaşmasıyla beraber arka planda çalan o cızırtılı keman sesi sizi fazlasıyla gerecektir. Ayuwoki’nin yüzünü gördüğünüzde bu yüz, size bir yerlerden tanıdık gelecek. Çünkü Ayuwoki’nin yüzü Michael Jackson‘a feci şekilde benziyor.

Hatta ara sıra çıkardığı “hee heee” sesi bile Michael Jackson’un sesiyle neredeyse bire bir aynı. Ayuwoki ile karşılaştıktan sonra oyunun ne denli korkunç ve zor olduğunu fark ediyorsunuz. Oyun içerisinde Ayuwoki yaklaşırken arka planda çalan o ses, Ayuwoki’nin nefes alışında çıkardığı o ses ve “hee heee” diye seslenmesinin sizin için durumun kötüye gittiğini işaret etmektedir. Dolaysıyla arka planda o keman sesi çalınca güzel bir yerde gizlenmeli ve Ayuwoki’den saklanmalısın. Merak etme, Ayuwoki sana bakabilir ama seni göremez. Çünkü o kör. Sadece çıkan seslere ve ışığa tepki veriyor. Haliyle o yaklaştığında ışığını söndürmen ve nefesini tutman yeterli olacaktır. Ancak unutma ki o yaratık evin içerisinde sürekli olarak turluyor. Ses çıkardığında doğrudan sana doğru koşuyor. Bu yüzden oyun içerisinde çokta rahat davranmaman gerekiyor. Aynı zamanda sağı solu belli olmuyor. Haberiniz olsun…

Escape The Ayuwoki inceleme yayını için aslında bu kadarını söylemek yeterli olacaktır. Birde oyun içerisindeki gizemli hikaye var ama orasını bizde bilemiyoruz zaten. Mesela oyuncuların kontrol ettiği karaktere ne oldu ? O konağın odasında nasıl uyuya kaldı ? Diğer kilitli oda da yardım isteyenler kimler ? Ayuwoki kim ve bu canavar nereden geldi ? Hepsi birer sır. Bildiğimiz tek şeyse bir yerlerde bir takım ritüel yapıldığı ve bir şeylerin ters gittiği yönünde bize bir şeyler anlatan ve çeşitli odalarda bulunan kasetler.

 

Escape The Ayuwoki

Oyun son derece kolay bir oynanışa sahip. Yani öyle güçlü düşman, zor kombo hareketleri falan yok. Oyunun mekanikleri yönüyle hiç bir zorluğu yok. Zor olan sakin kalıp korkmamak. Ayuwoki’ye yakalanmamak. Örneğin korkarsanız ve panik yaparsanız aşağıdaki videoda yaşananları yaşarsınız.

18 yaşından küçükler izlemesin. Korkutucu olabilir.

Yani öyle sandığınız gibi kolay bir oyun değil. Aksine bir hayli zor.

 

Steam’dan satın al

 

Fall Guys

Fall Guys inceleme: Jelibonlarla kıyasıya mücadeleye var mısın ?

Farklı bir oyun oyun oynamayı hiç düşündünüz mü ? Tamamen farklı bir rekabet sistemi taşıyan ve kazanma odaklı olmaktan çok eğlenme odaklı bir oyun ? Eğer böyle bir oyun arıyorsanız Fall Guys tam size göre. Oyun hakkında bilgi sahibi olmanız için Fall Guys inceleme içeriğini yayımladık.

Bazı oyunlar diğerlerinden tamamen farklıdır. Oldukça kolay bir oynanış tarzıyla beraber son derece basit grafiklere sahiptir. Bunların en büyük örneklerinden biri Minecraft oyunudur. Bir başka örneği de 2019 yılında piyasaya çıkarılan Undertale oyunudur. Piksellerin sayılabildiği bu oyunun senaryo kısmı o kadar güçlüydü ki binlerce kişi tarafından tekrar tekrar oynandı. Bazı oyunların oyuncular üzerinde bu şekilde garip etkileri olabiliyor.

Birde garip şekilde tutulan bu oyunların bazıları çevrim içi oluyor ve binlerce kişi tarafından sevilerek oynanıyor. Fall Guys‘da çevrim içi garip oyunlardan bir tanesi olarak karşımıza çıkıyor. Eğer hali hazırda çevrim içi oyunlar oynuyorsanız bu oyunların insanları nasıl stresli bir rekabet içerisinde bıraktığını biliyorsunuzdur. Örneğin oyun dünyasının en yenilerinden bir tanesi olan Valorant oyununda yapılan rekabet maçları son derece stresli bir şekilde geçmektedir. Aynı durum CS:GO, League of Legends oyununda da yaşanmaktadır. Burada 3 tane oyun saydık ama hemen hemen her çevrim içi oyunda rekabet maçları yapılamakta ve bu stres yaşanmaktadır.

Eğer rekabetçi maçlarla bu stresli oyunları oynamak yerine daha eğlenceli ve stressiz bir oyun oynamayı tercih ederseniz Fall Guys‘ı oynayabilirsiniz. Fall Guys, şekerimsi grafikleriyle adeta üç yaşındaki bir çocuk oyunuymuş gibi görünebilir. Ama oyunun güzelliği tamda burada. Kazanma hırsı var ama bu hırs ölümcül değil. Rekabet maçı sistemi yok ve dolaysıyla daha üst kümelere çıkma telaşına da oyun içerisine yer verilmiyor.

[ Undertale oyununun inceleme yayını görmek için buraya tıklayın. ]

 

Fall Guys – Oyunun içeriği

Tuhaf, küçük bir yaratık seçiyorsunuz ve her parkurda diğer oyuncularla beraber ilk kazananlardan olmak için yarışıyorsunuz. Oyunun mantığı tamamen bu kadar. Oynanış tarzıysa son derece basit. Klasik yön tuşları olan W, A, S, D ve zıplama tuşunu kullanıyorsunuz. He tabi birde yakalama fonksiyonu var. Örneğin diğer bir oyuncunun küçük yaratığını yakalayıp parkurdan dışarıya atabiliyorsunuz.

Oyunun genel mantığından bahsetmek gerekirse parkur içerisindeki onlarca kişiyle beraber yarışmaya başlıyorsunuz ve diğer oyuncuları geçip parkuru ilk bitiren oyuncu olmaya çalışıyorsunuz. Yada herhangi bir parkurda hayatta kalan son kişi olmaya çalışıyorsunuz. Parkurların her biri diğerinden farklı olmasıyla beraber amaçları da farklılık gösteriyor.

Şekerimsi grafikleri ve birbirinden eğlenceli parkurlarıyla Fall guys, oyunculara eğlenceli saatler vaat ediyor. Oyunu günümüzde birçok ünlü yayıncılar bile oynuyor.

 

Oynanış

Oynanış hakkında bilgi sahibi olmak için Elraenn isimli yayıncıyı izleyebilirsiniz.

Basit mekanikleriyle diğer oyuncalarla yarıştığınız sahada birçok şeyi yapabiliyorsunuz. Mesela arkadaşınızı ensesinden tutup uçurumdan aşağı atabiliyorsunuz ! Böylece ortada yarışırken sizi geçmeye çalışan bir rakip kalmayacaktır.

 

Fall Guys Steam sayfasına git

 

Valorant inceleme: Çevrimiçi oyun dünyasında yeni bir kanser hücresi !

Çevrim içi oyunlarda devrim yapan Riot Games, FPS tarzındaki video oyunlara da el atarak Valorant‘ı yakın bir zamanda yayımladı. FPS tarzındaki oyunlara farklı bir soluk getiren Valorant, arayüzü ve oynanışıyla bazı oyunculara Counter Strike Global Offensive oyununu anımsatabilir. Ancak Riot Games‘e ait League of Legends oyunundan bazı izler Valorant oyununda da bulunuyor.

Riot Games, ücretsiz FPS oyunu Valorant‘da yine kendi tarzını yansıtmış. Oyun içerisinde her bir takım arkadaşınız birbirinden farklı karakter seçimi yaparak yine birbirinden farklı yeteneklere sahip oluyor. Ayrıca her bir karakter 4 temel yeteneğe ve bir nihai yeteneğe sahip oluyor. Temel dört yetenek kullanılarak çatışmada avantaj sağlanırken nihai yetenek ile savaş kazanılabiliyor. Oyundaki nihai yetenek, temel yeteneklere göre güçlü ve daha az kullanılabilecek şekilde ayarlanmış. Zaten bu yetenek kullanma ve birbirinden tamamen farklı karakter seçimi yapma olaylarına League of Legends oynayanlar aşinadır.

Valorant

Aynı zamanda Valorant‘da da League of Legends oyuncularının görmeye alışık olduğu grafik tasarımı bulunuyor. Bu grafikler sayesinde Valorant oyununun birçok cihazda akıcı bir şekilde oynanabileceğini söyleyebiliriz. Sistem gereksinimi bakımından League of Legends oyununda istenenlerin bir tık daha fazlası istense de neredeyse tüm oyuncular için akıcı bir şekilde oynanabileceğini söyleyebiliriz. Eğer Valorant oyununu bilgisayarına yüklemek isteyenler varsa ve Valorant oyununun sistem gereksinimlerini merak ediyorlarsa hemen aşağıda öğrenebilirler.

 

VALORANT SİSTEM GEREKSİNİMLERİ

  • İşletim sistemi: Windows 7, Windows 8, Windows 10
  • Sistem türü: 64 Bit
  •  Ekran kartı: Nvidia GeForce GT730, AMD Radeon R5 240 veya eşdeğerleri
  •  Bellek: 4 GB
  • Depolama alanı: 8 GB

 

Genel anlamda oyunun yapısından bahsettik. Oyunun oynanışından bahsetmek gerekirse son derece başarılı olduğu söylenebilir. Mekanik, çevre ve dokusuyla FPS tarzındaki oyunlardan tamamen farklı ve eşsiz atmosfere sahip bir oyun olduğunu söyleyebiliriz. Ek olarak Riot Games‘in kendine ait tarzının oyuna yansıtılması oldukça hoş olmuş. Basma kalıp bir oyun üretmek yerine League of Legends’da görmeye alışık olduğumuz, tamamen değişime ve gelişime açık bir Valorant‘un bizi beklediğini şimdiden söyleyebiliriz.

Oynanış açısında klasik FPS oyunlarında olan senaryo, Valorant oyununda da bulunuyor. İlk takım, haritanın A yada B olarak işaretlenen noktalarına giderek bombayı (Spike’ı) kurmayı çalışıyor. Diğer takımda onlara engel olmaya çalışıyor. Ancak farklı karakterlerin ve yetenek havuzunun oyuna dahil edilmesi sonuncunda farklı bir oyun atmosferi oluşuyor. Uzun sözün kısası Valorant oyunu başarılı ve en azından denenmeye değer bir oyundur.

Oyunun “öde ve kazan” mantığına yada oyuncu yeteneğine dayalı olduğunu merak edenler varsa oyunun “öde ve kazan” mantığına sahip olmadığını şimdiden belirtelim. Yani oyuna para yatıran oyuncular sizden daha avantajlı durumda olmayacaklar. Ücret ödenerek oyun içerisinde ek özellikler yerine daha hoş görünüme sahip çeşitli kostümlere sahip olunacak. Zaten daha öncesinde de dediğimiz gibi League of Legends oyuncuları Valorant‘u oynamaya karar verirlerse öde ve kazan mantığına sahip olmayacağını biliyorlardır.

Black Desert Online

MMORPG dünyası düşüşe geçse de Black Desert Online oyunu hala dünyanın dört bir yanında geniş bir oyuncu kitlesi tarafından oynanmaktadır. Bu şekilde piyasaya sürülen Black Desert Online, gerek grafikleriyle gerek açık dünyasının dolu dolu olmasıyla gerek PVE ve PVP dinamikleriyle kendisi, oyun dünyasında geniş bir kitleye hitap etti. Black Desert Online, geçtiğimiz sene “Black Desert Remastered” versiyonunu yayınlayarak görsellik bakımından emsallerinden ön plana çıkarak bu konuda birinciliği üstlenmiştir. Peki ya Black Desert Online nasıl bir oyundur ? Hali hazır bir kullanıcısı olarak gelin tanıyalım son yıllarda çıkan bu MMORPG oyununu…

 

Oyuna Başlarken

 

Oyuna girdiğimizde gözümüze çarpan ilk şey oyunun Türkçe olmasıdır. Bu özellik sayesinde kısa sürede oyuna adapte olabiliriz. Oyunun dinamiklerini ve sırlarını, hızlıca gelişmemizi olanak sağlayan tüm unsurları Türkçe dil desteği sayesinde kolayca çözebiliriz.

 

Oyuna başlarken Türkçe dil desteği dışında her MMORPG oyununda olduğu gibi biz de karakter yaratma arayüzü ile karşılaşıyoruz. Oyuna başlarken ilk olarak sınıfımız belirleyelim. Bu konuda Black Desert çığır aşmış durumda. Çünkü oyunda ki sınıflar aşırı detaylı ve çok sayıda karakter sınıfı var. Ayrıca her geçen zaman yeni güncellemelerle birlikte yeni sınıflar oluşturulmaktadır. Oyundaki sınıflarsa şu şekildedir;

 

Witch, Wizard, Ranger, Valkyrie, Warrior, DarkKnight, Berserker, Tamer, Striker, MysticLahn, Kunoichi, Ninja, Musa, Maehwa, Sorceress 

 

 

Karakterlerimizin her birinin kendine has özellikleri ve birbirlerine karşı avantajlı veya dezavantajlı durumları bulunuyor. Yine her bir karakterimiz kendi kendi yetebilir. Yani “party” kurmadan her bir karakterimizle PVE yapılabilir. Farmer ile slotları dönebiliriz ki, bu oyunda ilk amaçlarımızdan biri slotları hızlıca dönmektir. Bu konuda be Sorceress’i önerebilirim. Yakın/uzak bir büyücü karakteri olarak başarılı olduğunu düşünüyorum. Ancak yeni oyunculara önermem. Çünkü zorlu dinamiklere sahiptir.

 

Sözü gelmişken şunu da söylemeliyim; oyundaki yetenekler kombo şeklindedir. Her bir yeteneğin bilgisine sahip olmak, ne zaman kullanılması gerektiğini iyi bilmek gerekir.

Sınıfımızı seçtik şimdide karakterimizi özelleştirelim. Bu konuda bilenler bilir, karakter yaratma oyuncular için ayrı bir zevktir. Saatlerce bir karakterin yüz hatlarını, şaçını, başını, sakalını her şeyiyle belirlemek zevklidir. Black Desert Online’da ise bu olay gerçekten de çok çok ayrıntılıdır. O kadar aydınlatılırdı ki bu konuda yeteneğiniz varsa kendinize birebir oyunda yaratabilirsiniz. Daha önceki oyuncuların yaratığı karakterler oyunda kaydedilir ve bazı dünyaca ünlü kişileri oyunda karakter olarak oluşturulmuştur.

 

 

Ne kadar iyi değil mi ? Bence Emma Watson’a fazlasıyla benziyor. Oyuna ilk girdiğimde 2 boyunda karakter yaratmıştım.

 

Black Desert Online’a girdiğimizde Olvia kasabasında başladık. İlk seviyede ve başlama ekipmanlarımızla koca bir açık dünyaya atılıyoruz. Oyun tek haritadır yani diğer MMORPG oyunlarında olduğu gibi birden çok harita ile haritalar arasında geçiş yapmıyoruz. Zamanında oyuna ilk başladığımda bu durum beni çok etkilemişti.

 

 

Haritanın keşfi bile zevkli. Oyunda ve çeşitli büyük güncellemelerle yeni bölgeler haritaya katılmaktadır. Büyük şehirlerimiz haritanın ortasında olduğu için çok kullanılan Heidal ve diğer şehirler Velia, Calpheon, Grana, Duvencrune, Altınova(ki oyunun orjinal versiyonunda da Türkçedir) ve çöl şehri Valencia’dır. En batıda ki Calpheon şehri ile en doğuda ki Valencia şehirleri arasında at sırtında 30 dakika koşturmak gerekir. Bu yüzden main şehrinizi Heidal olarak seçmelisiniz. Çünkü haritanın merkezindedir. Oyunda da bir çok meslek var. Benim en çok zevk aldığım tüccarlıktır. Haritada ki “node” noktalarını görev yaptıkça kazandığınız katkı puanlarla birbirine bağlayarak şehirler ve kasabalar arasında ticaret yapabilirsiniz. Yada oyunda düşen malzemelerle Simya yaparak kendi pot’unuzu iksirinizi ve oyunda ihtiyacınız olan birçok şeyi yapabilirsiniz. Veya tüm bunların dışında balık tutulabilirsiniz. Balık tutarken değerli balıkları satarak para kazanabilir yada “boss” parşömenleri çıkartarak kendinize yararlı olacak eşyaları düşürebilirsiniz. Yani oyunda balık tutma bence çok önemlidir. Diğer meslekler binicilik toplama, aşçılık ve çiftçiliktir. Her bir mesleğin kendisine göre yararlı noktaları vardır.

 

 

Oyunda görev yaptıkça, NPC’lerle tanıştıkça, haritadaki mekanları keşfettiğimiz zaman kazandığımız enerji puanlarımız ile mesleklerimizi yapabiliyoruz. Oyundaki en büyük yardımcımız bineğimiz ve Kara Ruh’tur. Kara Ruhu, ana görevleri aldığımız eşyalarımız yapılandırdığımız zırhlarımızı ve silahlarımızı yükseltme yaptığımız yardımcımızdır. Oyunda ki “Komb”o ağacı oldukça büyüktür bu konuda sizi doyuracaktır. Dövüş mekaniklerini anlamanız biraz zaman alacaktır. Her yeni sınıf için yenide bu mekanikleri çözmeniz gerekir. Bu yüzden bana sorarsanız bu konuda zaman harcamalı ve bol bol arenada PVP yapmalısınız. Oyunda ki her bir NPC ile konuşabilir, onların derdini dinleyip görevlerini yapabilirsiniz. Oyunda ki RPC unsuru çok güçlüdür.

 

 

Oyun, günlük girişlere çeşitli ödüller sunmaktadır. Özellikle yeni oyuncular hızlıca gelişip oyundan zevk alabilirler. Oyunda ki “LifeSkill” unsuru çok güçlü olduğu için oyunu sadece bu sebeple oynayıp hiç PVP kısmına dokunmayan oyuncularda bulunmaktadır. Çünkü PVE ve üretim kısmı dahi zevklidir. Bu oyunun. PVP kısmına gelecek olursak, şehir veya kasaba gibi güvenli bölgelerin dışında “Karma” puanınızın düşmesine karşılık, diğer oyuculara saldırabilir ve bir şuçlu olabilirsiniz. Tekrar “Karma” puanınız yükselinceye kadar “Klan” savaşları veya “Node” bölgelerin ele geçirilmesi yada şehirlerin klan tarafından ele geçirebilirsiniz. Bir klana girdiğiniz zaman oyunun PVP kısmının başlaması için 56. seviye olması gerekmektedir. Buda yeni oyuncuları diğer güçlü oyunculara karşı korumayı sağlar.

 

Klan görevleri yaparak para kazanabilirsiniz. Klanda ki maaşınızı bu sayede artırabilirsiniz. Klanınızla birlikte gemi inşa ederek okyanusa açılabilir yada güçlü filler yetiştirip klan savaşlarında yararlı olabilirsiniz. Gemilerden bahsettik de oyunda ki okyanus çok geniş olup haritayı çevrelemektedir. En doğudaki şehir ile en batıda ki şehre gemi aracıyla gidebilirsiniz. Okyanus balıklarını avlayıp çok değerli eşyalar düşürebilirsiniz. Diğer oyunculara saldırabilirsiniz. Bu arada bahsetmemiz gereken diğer bir hususta, oyunda karma puanın olmadığı “ARSHA” sunucusu vardır. Bu sunucu “Hard PVP” isteyenler içindir. Oyundaki vahşi batı bu sunucudur. Kurallar yoktur. Zor bir sunucudur ve yeni oyuncular için iyi bir başlangıç değildir. Ama bu sunucuda eşya düşürme oranı çok daha fazladır. Yani çok hızlı para kazanabilirsiniz.

 

 

Özetleyecek olursak oyun hakkında şunları söyleyebilirim…

 

  • Oyunda ki dövüş mekaniklerinin özgünlüğü, 
  • Açık dünyanın doluluğu, 
  • Karakter yaratma çeşitliliği( her hangi bir MMORPG oyununda gerçek kişileri yapılabilir olması gerçekten çok güzel bir olay)
  • Oyunun yayıncısı ve yapımcı olan Pearl Abyss’in oyuncu sever yapısı ve grafiklerin göz doldurması, 
  • Oyunda 100 saatten fazla oynamama rağmen herhangi bir hileye denk gelmedim. Oyunun güvenirliği kendisinden bahsettiren özellikleridir.
  • Black Desert Online oyununu 100 saat oynadım ve halen oynamaktayım.

 

 

Çok övdük şimdide olumsuz yönlerine bakalım…
 

 

  • Öncelikler oyunda hikaye var ama dişe dokunur bir yanı yok.
  • Müzikleri pek kendisine çekemiyor. Oyunu oynarken sesi kısar, kendime müzik açar öyle oynarım.
  • Oyunu oynamak için orta halli bir bilgisayara ihtiyaç duyacaksınız.
  • Bazı optimizasyon sorunları çekebilirsiniz.

 

Ayrıca oyunun yerine göre hem iyi hemde kötü olabilecek bir özelliği ise;

 

  • Oyun çok zaman isteyen bir oyun, bağımlılık yapabilir bence.

 

Black Desert Online oyununun hem iyi yanlarını hemde kötü yanlarını sıraladık. Son olarak bahsetmemiz gerek tek şey, Pay to Win meselesi. Oyuncular arasındaki merkez pazarda satacağınız ürünlerde %30 fiyatlardan kesmektedir. Bunu vergi olarak düşünebilirsiniz Değerli Paket alarak bu vergiden muaf olabilirsiniz. Bununla kalmaz envater slotunu 16 birim genişletir, ağırlık taşıma kapasitenizi 200LT artırabilirsiniz. %30 daha fazla EXP kazanabilirsiniz. Göründüğü gibi oyun tam olarak “Pay to Win” değil ama tamda ücretsiz diyemiyoruz. Bu değerli pakete her oyuncunun kullanması gerekmektedir. Çünkü çok yardımcı olmaktadır.

 

Online oyuncu olan herkesin denemesi gereken bir oyundur ve MMORPG’ler arasında çok özel bir yeri vardır Black Desert Online’ın…

 

İyi oyunlar…

 

The Forest

The Forest inceleme: Gece ormanın içinden gelen bu çığlıklarda ne ?

The Forest nasıl bir oyun ? İşte sizler için The Forest inceleme yayını paylaştık. Korku, gerilim, hayatta kalma mücadelesiyle gizemi birleştiren oyunu oynayan herkes beğeniyor.

Tatlı mı tatlı biricik evladınızla uçakta gidiyorsunuz. Ancak bazı şeyler ters gidiyor ve uçak düşüyor. Yere sertçe çakılıyorsunuz. Baygın bir şekilde yerde yatıyorsunuz. Canınız biraz yanmış ama merak etmeyin ölmemişsiniz. Ancak ters giden bir şeyler var. İleride baygın bir şekilde yatan evladınıza dik dik bakan tuhaf görünümlü biri var. Bu kişi, uçakta olan biri değil. Uçağın düştüğü adadaki yerlilerden biri. Çocuğunuzu kucağına alıyor. Karşı koymaya çalışıyorsunuz ama kendinizde değilsiniz. Bu tuhaf görünümlü adam çocuğu alıp gidiyor. Sizde arkasından eli mahkum boş boş bakıyorsunuz…

Sonra ayılıyor ve kendinize geliyorsunuz. Etrafınıza bakıyorsunuz bir de ne göresiniz ? Yere yığılmış hostesin karnına biri baltayı saplamış. Kadının ölü olup olmadığını umursamadan baltayı alıp cebinize atıyorsunuz. Sonra uçaktan iniyorsunuz ve oyuna başlıyorsunuz.

[ Bu korku oyununda Micheal Jackson var ! : Escape the Ayuwoki ]

 

The Forest nasıl bir oyun ?

The Forest

The Forest, bir adet balta, bir adet Tokai markalı çakmak, bir adet kamp eğitimi hakkında kitapla başlayan gizem ve korku dolu bir oyundur. Oyun içerisinde baltanızla ağaç kesiyor, çalı çırpı topluyorsunuz. Ardından yapraklarla beraber kamp ateşi yapıyorsunuz. Böylece soğukta üşümüyor ve avladığınız geyik, kertenkele, tavşan, domuz gibi hayvanların etlerini pişirip yiyebiliyorsunuz. Şimdi The Forest oyununun nasıl bir oyun olduğunu az buçuk anladınız değil mi ? Evet evet şu bir sürü bir şeyleri üst üste koyup craft yaptığımız oyunlardan…

Ancak bu kadarıyla kısıtlı değil. İlk geceyi basit bir çadır ve kamp ateşiyle atlattınız. Yemeyi ve suyu da idare ettiniz. Tamam burası kolay ama bu şekilde devam etmez… Çünkü adada yalnız değilsiniz. Ada içerisinde yaşayan yerliler var ve bunlar son derece saldırganlar. İlk günlerde güçlü yerlilerle karşılaşmıyorsunuz. Doğal olarak bu yerlileri sopayla vura vura öldürebiliyorsunuz. Ancak günler geçtikçe daha da güçlü yerlilerle karşılaşıyorsunuz. Derken yerlilerden bağımsız yaratıklarında olduğunu fark ediyorsunuz. Bu yaratıklarla başa çıkmaksa hiç kolay değil…

Bu arada evladınızı da merak ediyorsunuz tabi… Zaten bu yüzden ada da kalıyor ve günlerinizi geçiriyorsunuz. Tüm bu vahşetin arasında evladınızı arıyorsunuz. Oyunun amacı da bu zaten. Evladınızı kurtarmak… Mesela oyunda bir sal inşa edip deniz yoluyla adadan çıkmaya çalışabilirsiniz. Ancak olmuyor. Tam adanın sınırına gelmişken cebinizden evladınızın fotoğrafını çıkarıp bakıyorsunuz. Özlem duyduğunuz evladınız için o adaya geri dönüyorsunuz.

Oyunun iki kısmı var bu arada. Yani siz adada yaşıyorsunuz ama tüm gizemli olayları mağarada görüyorsunuz. Kısaca oyun, mağara ve yeryüzüyle birlikte gece ve gündüz olarak dört parçaya ayrılıyor. Neyse daha fazla spoiler vermeyelim.

 

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR:

Carnivores Reborn

 

The Forest oyununu nasıl yükleyebilirim ?

The Forest

The Forest oyununu Steam platformu üzerinden satın alarak yükleyebilirsiniz. Fiyatı en son baktığımda 32.00 TL idi. Tabi sonraki zamanlarda değişebilir bir şey diyemem fiyat konusunda… Eğer değer mi diye merak ediyorsanız ben söyleyeyim. Kesinlikle değer.

The Forest Steam sayfasına git

 

Sistem gereksinimleri

The Forest

The Forest oyununun inceleme yayını iyi güzel hoş yazdık. Gel gelelim oyunu oynamak isteyenleri yakından ilgilendiren bölüme. Yani oyunun sistem gereksinimlerine. Öyle ahım şahım sistem gereksinimleri istemese de bazı oyuncular üzülebilir…

 

Minimum sistem gereksimi:

  • Windows 7
  • Nvidia GeForce 8800GT (yada eşdeğeri)
  • İntel Dual-Core 2.4 GHz (yada eşdeğeri)
  • 4 GB RAM

Önerilen sistem gereksinimi:

  • Windows 10
  • Nvidia GeForce GTX 1050 (yada eşdeğeri)
  • İntel 6. nesil i5 2.4 GHz (yada eşdeğeri)
  •  8 GB RAM

 

Oynanış

Oynanış hakkında Twitch’in olmazsa olmazı Elraenn isimli yayıncının videosunu izleyebilirsiniz.

 

Bu arada bu oyunun ikincisi Sons of the Forest‘da yolda geliyor. Çokta güzel bir şeye benziyor…

 

Undertale

Oyun dünyasında yaşanan gelişmeler sayesinde birbirinden farklı birçok oyun piyasaya çıkıyor.Bunlardan bazıları çok popüler oluyor bazılarıysa neredeyse hiç kimse tarafından oynanmıyor.Ancak internetin gelişmesi,bazı oyun türlerinin popülerleşmesi yüzünden birçok oyun geliştiricisi birbirini taklit ediyor.Yani birbirinin aynısı olan,isimleri farklı olan birçok oyun yıl içerisinde piyasaya çıkıyor.

 

Bu oyunlardan bir tanesi var ki diğerlerinden çok daha farklı.Undertale isimli bu oyunda ana karakterle birlikte yan karakterlerin güçlü bir hikayesi var.Oyun içerisinde gerçeğe çok yakın grafik,muhteşem bir savaş atmosfer yada gittikçe daralan bir çember yok.Piksel piksel gözüken bir oyun ve birkaç tuşla oldukça kolay bir şekilde yapabileceğiniz kontrol mekanikleri var.
Oyunun hikayesiyse oldukça basit.Yıllar yıllar önce iki ırk savaşa tutuşur.Bunlar insanlarla canavarlardır.İnsanlar savaşı kazanır ve canavarları yer altına hapsederler.Yeryüzüne tekrar çıkmamaları için yeraltıyla yeryüzü arasındaki geçidi sihirle kapatırlar.Bu olayın üzerinden yıllar yıllar geçer.Çocuğun biri,bir gün canavarların bulunduğu yer altına dünyasına düşer.Sonrasında geri dönüş yolunu aramaya başlar ve bu süreç boyunca birçok macera yaşar.Oyuncularsa yeraltı dünyasına düşen bu çocuğu kontrol ederler.Genel anlamda Undertale’in hikayesi bu kadar basit.

 

Ancak Undertale oyunu birçok oyun inceleme platformunda oldukça yüksek puan almış,eşi benzeri olmayan bir oyun olarak görülmektedir.Oynayanlar arasında şuana kadar “ben beğenmedim” diyene rastlanmamış eşsiz bir oyundur.Bunun sebebiyse yer altında geçen maceralar ve hikayelerdir.Oyunda birçok yan karakter bulunmaktadır.Bu yan karakterlerin hikayeleri ve rolleri oldukça baskındır.

 

Undertale bir rol yapma oyunudur ve bu konuda gerçekten de muazzam bir başarı yakalamıştır.Oyunun birden fazla bitirme senaryosu bulunmaktadır.Aynı zamanda oyunun ilerleyiş süreci tamamen oyuncunun verdiği kararlar sonucunda şekillenmektedir.Kontrol ettiğiniz ana karekter olan insan (yani çocuk) ilerlediği yol boyunca birçok canavarla karşılaşacaktır.Bu canavarlara isterseniz saldırabilir isterseniz bağışlayabilir,kaçabilir yada iletişime geçerek anlaşma yoluna varmayı deneyebilirsiniz.Bu seçenekler tamamen oyuncunun iradesine bırakılmıştır.Aynı zamanda oyunun hikayesi bu tercihlerle değişkenlik gösterebiliyor.Yani diyelim ki yolda giderken bir canavara saldırdınız ve onu yenip yola devam ettiniz.Bu canavar ilerleyen zamanlarda tekrar karşınıza çıkabilir ve sizden intikam almak isteyebilir.Yada yolda giderken karşınıza çıkan canavarla dost oldunuz ve oyuna devam ettiniz.İlerleyen zamanlarda dost olduğunuz o canavar size bir konuda yardım edebilir.Benzer şekilde oyuncunun yan rollerde olan canavarlarla olan iletişimi de oyunun hikayesini değiştirebiliyor.
Aksiyon sahnesine gelince bir çeşit “ateri” oyunu sahnesiyle canavarlarla kapışıyorsunuz.Sizin ruhunuzu temsil eden bir kalp şekli var kutu içerisindeki kalbi,üzerine gelen mızrak,ok,parçacık,nesne vb. şeylerden kaçırıyorsunuz.Bu şekilde savunma turunu atlatırken saldırıyı da bir çeşit zamanlama çizelgesiyle gerçekleştiriyorsunuz.İmleç tam ortadayken hamle yaparak canavara saldırı yapabiliyorsunuz.İmleç doğru yerdeyken yapılan saldırı çok daha fazla hasar verebiliyor.Ancak aksiyon sahnelerinde de Undertale oyunu birçok çeşitlilik barındırıyor.Zaten Undertale oyununun bu kadar sevilmesini sağlayan şey gerek hikayede,gerek aksiyon sahnesinde,oyunun ayrı ayrı pek çok yerinde bir çok dala ayrılan çeşitliliktir.

 

Örneğin bir ruha sopayla saldırırsanız,ne kadar saldırı yaparsanız yapın hasar veremeyebilirsiniz.Yada tam öldürdüğünüzü zannederken ters köşe olabilirsiniz.Zaten bu durum oyun içerisinde birçok kez yaşanıyor.Aslında Undertale oyununu yazarak anlatmaya çalışmak oldukça saçma.Çünkü yazarak anlatılabilecek bir şey değil.Ancak piksel piksel gözüken ve ön yargıya sebep olan bazı durumları ortadan kaldırmak için yinede Undertale oyununu yazarak anlatmaya çalıştık.Eğer olur da oynarsanız iyi ki oynamış der,pişman olmazsınız.