“Yeterince uzun yaşarsak hepimiz Alzheimer hastalığına yakalanır mıyız?” diye sormuş Ingram, tükenişe dair bir eserinde. Sahi zaman zaman her birimizin her şeyi unutma isteğine kavuşma olasılığı yüzde kaçtır? Bazen yaşadığımız kötü bir olayı, bazen bir kişiyi, bazen de tüm geçmişi unutma çabasına girdiğimiz yaşam; bize bir gün bu sihirli iksiri sunduğunda hala unutmak isteyecek miyiz?
Alzheimer, özellikle 65 yaş üzerinde popülasyon sağlamış her on insandan birinde görülen bir nörolojik bozukluktur. Yani evet yaklaşık 65 yıl yaşarsak Alzheimer’a yakalanabiliriz. Bu nörolojik bozukluğun oluşumu ise beynin hipokampus yani hafızayı ilgilendiren kısmında başlar. Hipokampustaki nöronlar başta olmak üzere zamanla beynin tüm dokularındaki nöronları olumsuz etkileyen protein plakları oluşur. Bu da zamanla beynin küçülmesine ve beyin hücrelerinin ölmesine neden olur. Yani unutmanın bedeli bizi biraz da öldürür. Bu yüzdendir ki yaşam bize bu sihirli iksiri sunduğunda unutmayı değil hatırlamayı da isteyebiliriz.
AH yalnızca ilerleyen yaşlarda değil; erken yaşlarda da görülebilir. Klinik olarak 4 fraklı tip AH vardır:
- Erken Başlangıçlı AH (Early-Onset Alzheımer’s Disease)
- Tipik AH (Late-Onset Alzheımer’s Disease)
- Familial Alzheımer’s Disease (FAD)
- Sporadic Alzheımer’s Disease
Hastalık farklı klinik tablolarla karşımıza çıkmaktadır. Yaş, genetik faktörler, çevre, beslenme gibi pek çok faktör bu nörolojik bozukluğun ortaya çıkışında temel etmendir.
Alzheimer Nedenleri Nelerdir?
Alzheimer hastalığı etiyolojisini incelediğimizde karşımıza pek çok karmaşık tablo çıkmaktadır. Üstelik kanıtlanmış bir etiyolojisi bulunmamaktadır. Fakat karşımıza çıkan bazı faktörler hastalığın etiyolojisinin gelişmesinde rol almaktadır. Bunları sırası ile inceleyecek olursak;
İlk olarak karşımıza genetik faktörler çıkar. Eğer ailenizde AH var ise siz de risk altındasınız demektir. Ailenizin ve sizin taşıdığınız ApoE geninin belirli varyantları (ApoE4) AH riskini artırır. Bu gen yağların taşınmasında rol alan bir protein genidir.
Bir diğer faktör beyin dokusunda beta-amiloid adı verilen protein plakları ve nörofibriler yumaklar adı verilen diğer proteinik yapıların anormal birikimidir. Bu yapılar ise hücrelerde işlev bozukluklarına neden olmaktadır.
En çok karşımıza çıkan faktör ise beyin hücrelerinde meydana gelen işlev bozukluklarıdır. Çeşitli nedenlerde meydana gelen beyin hücrelerindeki bozukluklar sonucunda AH belirtileri ortaya çıkmaktadır. Özellikle folik asit, piridoksin, B12 vitamini eksikliği hipokampus üzerinde olumsuz etkiler oluşturmaktadır.
Son olarak ise çevresel ve yaşamsal etmenler karşımıza çıkmaktadır. Sağlıksız beslenme, fiziksel aktivite azlığı, sosyal izolasyon ve daha fazlası Alzheimer riskini arttırmaktadır.
Alzheimer Hastalığı Belirtileri Nelerdir?
Elbette ki herkesin bildiği gibi unutmak en popüler belirtidir. Ancak hastalığın tipi ve görüldüğü yaşa göre tüm belirtiler spesifik bir hale dönüşebilir. Bu belirtiler ise şunlardır;
- Hafıza Kaybı
- Bilişsel Gerileme
- Dil Problemleri
- Yön Kaybı ve Mekânsal Yeteneklerde Bozulma
- Karar Verme Güçlüğü
- Kişilik ve Davranış Değişiklikleri (Sosyal fobi, OKB vb.)
- Günlük Aktivitelerde Zorluk
Bu belirtiler başta yavaş yavaş ortaya çıksa da ilerleyen zamanlarda günlük yaşamı ciddi bir şekilde etkiler. Özellikle hafızanın yitimi bir zamanlar herkesin hayali iken; gerçeğe dönüştüğünde geri döndürülemez sonuçlar doğurur.

Nasıl Teşhis Edilir?
Unutmanın bir hastalık olduğunu anlamak ne kadar zamanımızı alır? Hayatın geçmişi ve geleceği arasındaki bağlantının kopmasının bir insan üzerindeki etkileri nasıl fark edilir? Alzheimer sadece sahibini değil, sevdiklerinin de unutulmasına neden olur. Bunu fark eden onlardır. Unutmanın bir lütuf değil ihtiyat olduğunu hissettiklerinde bir hekime ihtiyaç duyulur. Bundan sonrasında nöroloji bağlamında hastalığın teşhis süreci başlar.
Hekim öncelikle AH belirtileri taşıyan bireyin sözel öyküsünü dinler ve fiziksel muayene yapar. Ardından bilişsel MMSE (Mini-Mental Durum Muayenesi) ve MoCA (Montreal Bilişsel Değerlendirme) gibi standart testlere başvurur. Bilişsel fonksiyonlar değerlendirildikten sonra nöropsikolojik değerlendirmeye başvurur. Tüm bu muayane ve test süreci tamamlandıktan sonra laboratuvar ve görüntüleme tetkik süreçleri başlar.
Daha öncesinde dediğimiz gibi unutmanın vücuttaki öldürücü etkisi en çok bu tetkiklerde belli olur. Küçülmüş beyin dokusu, sinirsel kayıplar, tavan yapmış amiloid beta proteinleri kronik nörodejeneratif demansı ortaya koyar.
Alzheimer Hastalığı Tedavisi
Hayatı, yaşamayı ve yaşamı sürdürdüğümüz tüm yetilerimizi tekrardan hatırlamak, tekrardan öğrenmek ve bunu mümkün kılabilmek oldukça meşakkatli. Hele ki kesin tedavisi olmayan bir hastalık bedeninize zuhur ettiyse. Unutmayı durdurmak, yetisizliğe son vermek ilaçlar, psikososyal destekleyiciler, egzersizler ve daha fazlasıyla mümkün kılınabilir. Beyinde oluşan geri dönüşümsüz hasarlar nedeniyle Alzheimer, tamamen tedavi edilemez. Ancak bireyin mevcut sağlığını korumak, hafıza gelişimini sağlamak ve günlük yaşantısını mümkün kılabilmek için gerekli tedavi yöntemlerine başvurması gerekir. Böylelikle ilerleyen yaşamını hastalığın etkilerinden minimal düzeyde etkilenerek geçirebilir.
“Unutmak, unutulan şeyin yalnızca bir zamanla değil, aynı zamanda hatırlanmadığı zamanlarda da kaybolmasıdır.”
Haruki Murakami


